“İçişleri Bakanlığı’nı Anayasal Hakları Ayaklar Altına Alanlara Karşı Göreve Çağırıyoruz”

18.06.2019 17:30

“İçişleri Bakanlığı’nı Anayasal Hakları Ayaklar Altına Alanlara Karşı Göreve Çağırıyoruz”

31 Mart Yerel Seçimlerinden sonra yönetim değişikliğine uğrayan bazı belediyelerde Memur-Sen üyelerine yönelik sendikal baskı ve yıldırmalar devam ediyor. Bu yıldırma politikaları ve bazı belediyelerde yaşanan sürgünlere karşı Memur-Sen’e bağlı Bem-Bir-Sen tarafından Ankara Adliyesi’ne suç duyurusunda bulunuldu ve Levent Uslu tarafından bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Daha sonra ise, Memur-Sen tarafından İçişleri Bakanlığı’na Soruşturma İnceleme Talebinde Bulunuldu. Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Soner Can Tufanoğlu tarafından İçişleri Bakanlığı’na sunulan İnceleme Soruşturma Talebi’nin ardından Bakanlık önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın tarafından gerçekleştirilen Basın açıklamasında sık sık sloganlar atılarak sendikal baskılar protesto edildi.

Sendikal Baskılar, Kıyıma Dönüştü

Yalçın, “31 Mart seçimleri, birçok belediyenin partiler arasında el değiştirmesiyle sonuçlandı. Memur-Sen olarak bizler demokrasinin bir sonucu olan bu durumu milli iradenin tecellisi olarak değerlendiriyoruz. Buna karşın, el değiştiren bazı belediyelerde, Bem-Bir-Sen ve Hak-İş üyesi çalışanlara yönelik baskı, tehdit, mobbing, işten çıkarma gibi insanlık dışı tavır ve tutumlar millet iradesine gölge düşürmektedir. Söz konusu belediyelerde örgütlenme özgürlüğü ve sendikal haklar ile çalışma hakkına yönelen saldırılar çok ciddi boyutlara ulaşmış, adeta bir kıyıma dönüşmüştür” ifadelerini kullandı.

Binlerce Üyemiz İstifa Baskılarına Direniyor

Söz konusu saldırıların en çok; işten çıkarma, üyesi olunan sendikadan istifa ettirilip başka sendikalara üye olmaya zorlanma, sürgün, uygun olmayan görevlere atama, mobbing, baskı, şiddet ve tehdit şeklinde kendisini gösterdiğini kaydeden Yalçın, “Türkiye’de sendikalaşma oranlarının yükselmesinde en büyük emeğe sahip olan Memur-Sen’e bağlı Bem-Bir-Sen’den bu güne kadar: 30 sözleşmeli personelin sözleşmeleri feshedilmiş, işten çıkarılmışlardır. 100’e yakın sendika yöneticimiz sürgün edilmiştir. Baskı, tehdit ve şantaj yoluyla yaklaşık 7 bin üyemiz istifa ettirilmiştir. Binlerce üyemiz de istifa baskılarına direnmektedir. Aynı şekilde Hak-İş Konfederasyonuna bağlı Hizmet-İş Sendikasına üye 742 işçi acımasızca işten atılmış, 50 sendika üyesi korkakça sürgün edilmiş, 12.500 kişi ise baskıyla ve tehdit yoluyla ahlaksızca istifa ettirilmiştir” diye konuştu.

CHP, HDP ve İYİ Partili belediyeler ile siyasi partilerin yandaşı olan sendikaların ele ele vererek sendika değiştirme baskılarının yaşandığını ifade eden Yalçın, geçmişte olduğu gibi bugün de milletin iradesinin yok sayılmaya çalışıldığını belirtti.

Sahada Nal Toplayanlar Masada Emek Hırsızlığına Soyundular 

Yalçın şöyle devam etti: “Bu zorbalar, ellerindeki gücü millete karşı kullanmakta, emeği ve emekçiyi ideolojik hedefleri için kurban seçmektedirler. Emek ve emekçiyi ağzından düşürmeyen bu sahte sendikalar, bu emek hırsızları bir kez daha emeğe, emekçiye ve de ekmeğe saygıları olmadığını göstererek bizi şaşırtmamışlardır. Sahada nal toplayanlar masada emek hırsızlığına soyunmuşlardır. Milletin teveccühünü kazanamayanlar milletin ekmeğine kast etmişlerdir. Çalışanın alın teriyle evine götürdüğü bir parça ekmeği istifa şantajına dönüştürecek kadar da alçalmışlardır. Ancak meydanı bunlara bırakacağımızı, haksızlıklara ve zulümlere göz yumacağımızı, baskılara boyun eğeceğimizi sanıyorlarsa fena halde yanılıyorlar. Nasıl ki bugüne kadar hiçbir baskıya eyvallah demediysek, hiçbir zorbaya boyun eğmediysek, hiçbir zulme kayıtsız kalmadıysak, bugün de aynı şeyi yapma konusunda zerre kadar tereddüt etmiyoruz, etmeyeceğiz. İlk günden beri söz konusu belediye yönetimlerinin sistematik saldırıları karşısında itirazı yükseltiyor, onurlu bir direnişi sürdürüyoruz. Çalışanın ekmeğinin, sendikamızın emeğinin çalınmasına izin vermeyeceğiz. İşten çıkarma, tehdit, şantaj, mobbing, sürgün karşısında, emek ve adalet yolunda emeğin onurlu dayanışması zorbalara meydanları dar edecektir.”

Meydan Bizimdir

“Emeğe ve ekmeğe kasteden emek hırsızları, o makamlarda rahat oturamayacaklar, zorbalığın hesabını verecekler” diyen Yalçın, “Zulüm zorbanınsa meydan bizimdir! Emek ve emekçinin haklarını ağızlarından düşürmeyenlerin emeğe, alın terine ve örgütlenme hakkına bu denli saldırıları elbette karşılıksız kalmayacak, meşru her platformda hesabı sorulacaktır. Bu vesileyle bugün Ankara Adliyesi’nde Bem-Bir-Sen gerekli suç duyurusu ve şikâyette bulundu. Şimdi de biz İçişleri Bakanlığı’na söz konusu baskılar, örgütlenme özgürlüğüne yönelik müdahaleler ve işten çıkarmalarla ilgili idari inceleme ve soruşturma başlatılması, yaşanan zulümler karşısında harekete geçilmesi için başvuruda bulunduk. Türkiye bir hukuk devletidir. Örgütlenme özgürlüğü ve sendikal haklar anayasal haklardandır ve bu haklar devletin teminatı altındadır. Bu alan, idarecilerin keyfine bırakılabilecek bir alan değildir. Aksi takdirde hiçbir anayasal hakkımız güvende olmaz. Bu nedenle bugün İçişleri Bakanlığı’nı anayasal hakların korunması konusunda göreve davet ediyoruz. Şu hususu bir kez daha vurgulamak istiyoruz; Sendikal haklara yapılan saldırılar münferit değil sistematiktir” şeklinde konuştu.

Halka hizmet için tesis edilmiş belediyelerin, halkın ekmeği ile oynaması, emekçiye belediyeleri dar etmesi, belediye gücünü baskı ve zorbalığa dönüştürmesinin kabul edilemez bir insanlık suçu olduğunu sözlerine ekleyen Yalçın, seçimden önce, “martın sonu bahar” diyerek millete baharı müjdeleyenlerin, geldiğimiz noktada emekçilere kara kışı yaşattıklarını vurguladı.

Yalçın, Kılıçdaroğlu’na Seslendi: “Neden İşçilerin Haklarına Sahip Çıkmıyorsunuz?”

Genel Başkan Ali Yalçın şöyle devam etti: “Seçim meydanlarında sahte tebessümler, sinsi ve yaldızlı sözlerle oy toplayanların seçim sonrası cilası dökülmüş, makyajı sökülmüş ve gerçek yüzleri görünmüştür. Meydanlarda adaletten, insan haklarından, demokrasi ve özgürlüklerden bahsedenlerin taktıkları yaldızlı maske –şimdi anlıyoruz ki bunların reklam yüzleriymiş. Belediyeleri devraldıktan sonra gösterdikleri ise gerçek yüzleri. Nitekim; en fazla baskı uygulayan belediyelerin bağlı olduğu CHP’nin genel başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’na bir grup toplantısında sarf ettiği şu sözleri hatırlamak istiyoruz. Aynen şöyle diyor Sayın Kılıçdaroğlu: ‘480 işçiyi hangi gerekçeyle işe başlatmıyorsunuz? Sendikalara da sesleniyorum? Neden bu işçilerin hakkına sahip çıkmıyorsunuz? 480 kişi, 480 hane! Bunlar nasıl geçinecekler?’ Evet böyle diyor Sayın Kılıcdaroğlu! Biz de şimdi aynı şekilde kendisine sesleniyoruz: Sayın Kılıçdaroğlu! CHP’li belediyelerin işten attığı işçiler nasıl geçinecekler? Sendikal haklarına saldırılan, baskı altına alınan çalışanlar için CHP’li belediyelere, yandaş sendikalarınıza da bu çağrıyı yapacak mısınız? İşten çıkarılan, sürgün edilen, şantaj, tehdit ve mobbingle istifaya zorlanan, açlığa mahkum edilen, sendikal haklarına saldırılan belediye çalışanlarını da aynı şekilde savunacak mısınız? Partinize bağlı belediye başkanlarına ‘adil olun, zulme izin vermeyin, haddinizi bilin’ diyecek misiniz? Baskılara uğrayan belediye emekçilerine de ‘Siz dik durun, direnin, biz kapı gibi yanınızdayız’ diyecek misiniz? Buradan seçim meydanlarında tatlı tatlı konuşup, kazandıkları belediyelerde emekç iye zehir içirenlere samimiyet ve tutarlılık çağrısı yapıyoruz. Seçim sürecinde çalışanlara baskı yapılmayacağına dair verdikleri sözleri tutmaya, tutarlı ve samimi olmaya çağırıyoruz. Çünkü tutarlılık ve samimiyet erdeminden yoksun olanlar ancak riyakâr ve sahtekarlardı! Sizler üç maymunları oynasanız da biz mücadelemizle tarihe kayıt düşüyor, maskeleri yırtıyor, kirli yüzleri ortaya seriyoruz.”

Memur-Sen teşkilatının baskı oyununu bozacak güçte olduğunu ifade eden Yalçın, bu işin peşini bırakmayacaklarını belirterek, bu zulmün hesabını soracaklarını diye konuştu.

Yaşasın Onurlu Direnişimiz

Yalçın sözlerini şu şekilde noktaladı: “Sömürü düzenine karşı, ekmeğe ve emeğe yapılan saldırılara karşı, sahtekarlıklara, düzenbazlıklara karşı omuz omuza direnecek, hep birlikte kazanacağız! Zulme karşı yargı ve idari bütün yolları kullanmaya devam edeceğimizi, bu saldırılar karşısında susmayacağımızı, meydanları zalimlere dar edeceğimizi, zulme pabuç bırakmayacağımızı tekrar ilan ediyoruz. İçişleri Bakanlığını anayasal hakları ayaklar altına alanlara karşı göreve çağırıyoruz! Ve bütün onurlu emekçileri, emeğe ve ekmeğe yapılan sistematik saldırılara karşı dayanışmaya davet ediyoruz. Biz İçişleri Bakanlığına inceleme soruşturma talebimizi sunarken emekçilerden özür dilemeyen, yaptıkları baskıları sürgünlerden işten çıkarmalardan geri adım atmayanların İstanbul’da reklam yüzlerin göstermeye devam ettiklerini görüyorum. Buradan İstanbul’da ki emekçileri uyarıyorum; Reklam yüzleri tatlı gelebilir ama gerçek yüzleri çok acı. Bu “derman belediyeciliği” değil Sayın Kılıçdaroğlu, bunun adı “Sürgün belediyeciliği”. Eylemliliğimiz devam edecek; Sendikal baskılara ilişkin raporumuzu yarın İstanbul’da kamuoyu ile buluşturuyoruz. Perşembe günü işimizi bırakıyor ve Bolu’dan Ankara’ya yürüyen emek ve adalet talebine ilişkin sesini duyurmaya çalışan Hak-İş’li emekçilerin yürüyüşüne katılıyoruz ve “İşçi-Memur omuz omuza” diyoruz. Kahrolsun emek hırsızlığı! Yaşasın onurlu direnişimiz!"